· 4 dk okuma

Stilin senin hakkında ne anlatıyor?

Daha ağzını açmadan, üstündeki ceket ve renk seçimin hakkında bir şeyler anlatıyor. Kişisel stil tam olarak bu. Trendler stilin yerine geçmesin, nasıl görüneceğine bilinçli karar ver.

Stilin senin hakkında ne anlatıyor?

Biriyle tanıştığında, daha ağzını açmadan hakkında bir fikir oluşur. Üstündeki ceket, renk seçimin, çantayı taşıma şeklin... Bunların hiçbiri bilerek verilmiş bir mesaj değil ama etki alanı çok yüksek. Kişisel stil dediğimiz şey büyük ölçüde bu: farkında olsan da olmasan da her gün başkalarına bir şey anlatıyorsun. Eskiden "marka" denince şirketler, logolar, ürünler akla gelirdi. Şimdi toplantıda, akşam yemeğinde, Instagram'da herkes kendiyle ilgili küçük ipuçları bırakıyor. Nasıl konuştuğun, neleri seçtiğin, nasıl göründüğün birleşip insanların zihninde bir resim oluşturuyor. Kişisel marka da biraz bu resmin adı. Bunu duyunca hayatının her anını yönetmen gerektiğini düşünme, kimsenin kendi PR ekibi yok. Kişisel marka başka biri gibi görünmeye çalışmak da değil. Nasıl görünmek istediğini biraz daha tutarlı biçimde yansıtmak yeterli.

Her parça bir şey söyler

Keskin hatlı bir blazer ile akışkan bir elbise aynı şeyi anlatmaz. Baştan aşağı nötr tonlarla giyinmek ile beklenmedik renkleri yan yana getirmek de aynı etkiyi yaratmaz. Hangisi daha doğru? Hiçbiri. Önemli olan, verdiğin mesajla vermek istediğin mesajın örtüşüp örtüşmediği. İyi giyinmek ile stil sahibi olmak da aynı şey değil. İyi parçalar alabilir, trendleri yakından izleyebilir, her sezon dolabını yenileyebilirsin ve yine de sana ait bir stilin olmayabilir. Stil, tek tek ne giydiğinden çok, o parçalar yan yana geldiğinde ne anlattığıyla ilgili.

Trendler, kişisel stilin yerine geçerse…

Her sezon yeni bir renk, ayakkabı, silüet, çanta geliyor. Trend takip etmenin bir sakıncası yok, stili güncel tutmanın güzel bir yolu. Sorun, trendler kişisel stilin yerine geçtiğinde başlıyor. Dolapta tek tek güzel ama birbiriyle konuşmayan parçalar birikiyor ve bir sabah yine o cümleyi kuruyorsun: dolabım dolu ama giyecek hiçbir şeyim yok. Çoğu zaman eksik olan yeni bir parça değil, netlik. Hangi silüetlerin, renklerin ve detayların sana yakıştığını görmek, nasıl görünmek istediğini tarif edebilmek. Bu netlik gelince alışveriş de kolaylaşıyor, çünkü bir parçaya bakıp "güzel ama bu benim stilim değil”diyerek yavaşça tezgahın üstüne bırakabilirsin. ##Görünüşünü tesadüfe bırakma Her gün o dolabın karşısında bir seçim yapıyoruz. Amaç görüntüyü kusursuz yapmak değil, nasıl görüneceğine bilinçli karar vermek. Dolabına giren her parçanın neden orada olduğunu bilmek gibi. Zamanla seçimlerin tekrar etmeye başlıyor: belli renkler, belli kesimler, belli aksesuarlar. Bu tekrarların içinden sana ait bir görsel dil çıkıyor. Kişisel stil de aslında tam da bu noktada başlıyor. Stil bir kostüm değil. Seni başkası yapmaz, her gün aynı görünmeni de gerektirmez. Ortama göre değişebilir, zamanla gelişebilir. Ama bütün bu farklı görünümlerin altında tanıdık bir imza kalıyorsa, hâlâ sen gibi görünürsün. Daha çok alışveriş yapman gerekmiyor, daha çok vakit de harcamamalısın. Sadece bilinçli tercihlerle, nasıl görünmek istediğine karar vermen yeterli. Çünkü sen daha konuşmadan, stilin bir şeyler anlatmaya çoktan başladı

Kendi kimliğini merak ediyorsan.

17 soru, birkaç dakika. Ana kimliğin ücretsiz.

Stilini keşfet