Kabinde her şey iyi görünür: ışık ayarlı, ayna biraz ince gösteriyor, parça yeni. Sorun eve gelince başlıyor. Bu beş soruyu kabinde sor. Hepsine "evet" demeyen parça rafta kalsın.
1. Dolabımdaki üç şeyle çalışıyor mu?
Üç parçayı adıyla say. Sayamıyorsan bu parça bir görünüm değil, bir "acaba". Acabalar dolapta yaşamaz, bekler.
2. Stilimin ana vaadine uygun mu?
Klasik "kalıcı olanı seçerim" der, Maksimalist "dönüp bir kez daha baksınlar". Parça hangi cümleyi kuruyor? Senin cümlen değilse, güzel olması yetmez.
3. Oturarak ve yürüyerek denedim mi?
Kabinde dik dur, otur, iki adım at. Omuz kalkıyor mu, bel açılıyor mu, paça takılıyor mu? Kalıp seni takip etmeli, sen kalıbı değil.
4. Bu renk paletimde mi, yoksa komşusu mu?
Paletindeki bir renk ya da onun komşusuysa evet. Paletinin karşı ucundaysa, tek başına güzel olsa da sabah hiçbir şeyle konuşmaz.
5. Bunu bir yıl sonra da giyer miyim?
Evetse al. "Bu sezon" diyorsan misafir olarak al ve misafir olduğunu bil. Emin değilsen bırak. İki gün sonra hâlâ aklındaysa geri dön, çoğu zaman buna gerek kalmıyor.
Beş "evet" almak kolay değil, zaten amaç da bu. İyi bir alışveriş, çok parçayla değil az parçayla eve dönmek demek. Stili net olan kişi kabinden yorgun değil, daha hafif çıkar.